Arrival
"Eğer hayatını başından sonuna kadar görebilseydin bir şeyleri değiştirir miydin?"
O kadar güzeldi ki. Şu hayatta zamanla ve anılarla ilgili olan ve benim sevmeyeceğim film yoktur zaten. İzlemeyi en çok sevdiğim ikinci şey olabilir bilim kurgu türünü çok sevmememe rağmen. Olayın başta farklı bir şekilde başlayıp sonda hayattaki anlar ve onları yaşarken tattığımız duygulara dönmesini çok sevdim.
Aslında zaman hiçbirimiz için doğrusal ilerlemiyor bence. Her anda aynı hisleri duymuyoruz. Bazen yok olduğunu sandığımız hislerimiz en alakasız ve saçma anlarda bizi hapsediyor. İnsanları ve filmleri bu kadar iyi yapan yegane şey de bu: duygularımız ve her bir birimizin onları yaşarken çektiği zorlukların farklılığı. Filmin merkezinde bunun yer alması belki onu türdaşlarından ayırıyor.
On the nature of daylight çalmaya başladığı anda zaten aldığım keyif 10 katına çıktı. Öyle bir parça ki yakışmadığı film yok. Önce Hamnette şimdi de burada hikayenin kilit yerinde duyuyoruz.
Filmin sonunda aklıma nana osaki'nin şu sözleri geldi:
"Hey hachi,
insanlar birbirini ne çok ve sıklıkla incitseler de birini sevmek asla boşa gitmez."