

bugün sabahtan beri geçen seneyi, yaşadıklarımı, yaptıklarımı ve yapmadıklarımı sorguladığım bir sabaha uyanıp, öğleden sonra sinemaya gitmek için kendimi metroda buluvermişken boynumda bir his ile irkiliyorum. gömleğimin yakasına baktığımda karşımda: uğur böceği. yol boyu benimle kalıyor, sessizce onu izliyorum, onu hissediyorum. kafamda seslerin sustuğu, onun biricik ve minicik kırmızı varlığından başka hiçbir şeyin olmadığı o an tüm nöronlarım canhıraş şekilde bu anı kaydetmeye çalışıyorlar, biliyorum. zaman akıyor ve sonra bitanecik kardeşimle buluşup beyaz perdeye karşı omuz verdiğimiz ana geliyoruz: disclosure day, bizi bir kırmızı kardinal kuşu ile karşılıyor. gözlerimizin içine içine bakıyor bir şeyler. biz korkmayalım diye hayvan suretinde. ekranda biz varız, çocukluğumuz, yaşadıklarımız, kaybettiklerimiz. biz korkmayalım diye film suretinde. gözlerinin içine bakmaya, dinlemeye ve hepsinden fenası hatırlamaya korktuklarımız, hepsi orada. sıcacık bir ifşa günü bu, sadece yaralı gözlerle görülebilecek. iri, yaşlı ve hayatlar dolu simsiyah gözlerle. biz korkmayalım diye.

levan akin's *crossing* was the last time i saw a film look at a trans community with this kind of tenderness, a gaze that feels beautiful simply because it comes from within. rooted in just one of the countless stories of trans existence, yet guided by deep empathy and love for its characters, this mysterious western drama stays miles away from the usual traps of queer cinema. even after the film ended, the flamenco hasn't left my mind, and its voice is still echoing in my ears: "i don't wanna leave this fucked up world being a secret, darling."

ulan robert pattinson, önce die my love jackson'u, şimdi de the drama charlie'si, bu adam aynı ben amk

"i tried to make a home out of you but doors lead to trap doors a stairway leads to nothing unknown women wander the hallways at night where do you go when you go quiet? you remind me of my father, a magician, able to exist in two places at once in the tradition of men in my blood you come home at 3 a.m. and lie to me what are you hiding? the past and the future merge to meet us here what luck, what a fucking curse."