Shutter Island
Plot twistin böylesi. İzlerken kardeşimle kendimizce acaba böyle mi, şöyle mi diye tartışırken dalgasına bence adam şizofren falan diye gülüştük ama asla ihtimal vermiyorduk tabii ki. Hikaye ilerledikçe Teddy’nin hikayesine daha çok daldık. O son sahnede Teddy ile beraber ben de inkar ettim, her şeyin dr. Cawley’nin bir oyunu olduğuna o kadar emindim ki. Şu an bile ister istemez sorguluyorum, insan inanmak istemiyor. Ve sonucunda kendimce şunu düşündüm, gerçek olan ne? İnanabileceğimiz, gördüğümüz ve hatta hissettiğimiz duygular ne kadar gerçek?
Bir yandan da yeniden insan beynine olan hayranlığım canlandı. Bence beyin kendini korumak için her şeyi yapmaya hazır.
İzlerken "Neden bu kadar yüksek puan almış, düz polisiye filmi" dedim ama zaten hikayenin gidişatıyla film nedenini gösterdi. Müzikler mükemmeldi. C bloğu sahnesinde bir an resident evil oynuyormuşum gibi hissettim korkunçtu. Oyunculuk ve kadro zaten müthişti. Mindfuck olayına da bayılanzi.
Which would be worse: to live as a monster, or to die as a good man?
(Lb top500 bitirmeye calisiyorum gun2)
#top500#w/brother