Hamnet
Ne diyeceğimi bilemiyorum, izlerken boğazım o kadar çok düğümlendi ki.
Öncelikle Agnes demek istiyorum sen nasıl bir kadınsın, kurban olurum sana. Senin yüce gönüllülüğün önünde şapka çıkarmak istiyorum. Mükemmel bir annesin elinden gelenin en iyisini yaptın, ona rağmen suçlu hissettin. William’a mükemmel bir eşsin o hayallerini gerçekleştirsin diye yine elinden gelenin en iyisini yaptın, her şey için elinden gelenin en iyisini yaptın.
Agnes sadece bir anne değildi, doğanın ta kendisiydi. Elindeki şifanın her şeyi iyileştirebileceğine inanıyordu ya da öyle umuyordu ve keşke her şey umduğu gibi olsaydı…
Willden bahsedecek olursam ben daha çok Agnes ile bağ kurduğum için ona pek odaklanamadım ama Londradan geldiği ve thahts my son dediği sahne mahvetti beni. Hamnet’in rol modeliydi, güzel bir babaydı ayrıca eşine olan bağlılığını sonuna kadar hissettiğim için güzel de bir eşti.
William ve Agnes’in kopuk ama bir o kadar da güçlü olan bağları, filmin en etkileyici unsurlarından biriydi bence gidemiyorlardı ama kalamıyorlardı da.
Son olarak Hamnet… Annesininki gibi kocaman bir kalbe sahipti. 'Onu kandıracağız' dediği sahnede mahvoldum. Kendisi minik ama minik kalbinde büsbüyük bir cesaret taşıyor.
Hamnet’e sarılmak istiyorum.
Hamnet bir kahraman filmi ve baş kahramanıda Hamnet.