Three Colors: Red
Filmdeki her detaya hayran kaldım fakat en çok sevdiğim geri dönüşüme şişe atmaya çalışan yaşlı kadındı. Şöyle bir yazı gördüm “Karakterlerin yaşlı kadına verdikleri tepki, ruh hâllerinin bir yansımasıdır. Julie‘nin çevresinde olup bitenleri fark etmiyor oluşu özgürlüğü simgeler. Karol‘un kadını görmesine rağmen yardım etmeyişi eşitlik duygusuna gönderme yapar. Son olarak Valentine’in yaşlı kadına yardım edişi ise yardımlaşma ve kardeşlik durumlarını vurgular.” Gerçekten hemen yanı başımızda yaşayan birisinin varlığından habersizken hayatımıza dokunması ya da aynı kişinin bizden çok uzakta olmasına rağmen yollarımızın keşismesi çok ilgimi çekiyor kader bu değilse ne? Üçleme de olabilecek en güzel bir şekilde bitti bence Kieślowski çok büyüksün