BTS: THE RETURN
Sadece bir yorum yapmak istemedim biraz da içimi dökmek istedim. Bugün sınav vardı ve genelde sınavlardan sonra bi duygu boşalması yaşıyorum.
Ben bu uygulamada hesap açarken sadece izlediğim filmleri tarihsel bi düzende görmeyi,sonrasında da film yorumlarına baktığımda o anki hislerimi ve filmi hatırlamayı amaçlamıştım. Birde ben çok film izlemiş biri değildim bunu değiştirmek yeni bir başlangıç yapmak istedim. Ve bir gün biri beni takip etmeye başladı ve o zaman benim için yeni bir başlangıç oldu. Şu an ise kendimi sınıfta sunum yapıyor gibi hissediyorum ve bu beni çok geriyor. Şu an bunu yazmak bile komikmişim gibi hissettiriyor. Ama izlediğim bu belgeselden sonra bunların beni germesine izin vermemeye karar verdim.
Konu filmle burda bağlanıyor ben filmden sevdiğim bazı yerleri sizlerle paylaşmak isterim.
*HENÜZ BIRAKILMAMIŞ MİRAS
*
Filmin/belgeselin konusu bir K- pop grubu olan BTS'in son albümünü yazma,karar verme ve kaydetme sürecini anlatıyor.
Ve bu 1.5 saatlik süre boyunca grup sadece bunu mu kullansak yoksa diğerini mi diye diye kafayı yiyor. İnsanlar tarafından sevilen parçalara bu olmadı bize yakışmadı diyerek geri çeviriyorlar. Albüm çıktıktan sonra gelen tüm eleştirileri onlar daha kötü şekilde kendilerine yapmaya başlamıştı. Bir ara ne yaparsak yapalım zaten beğenilmeyecek tarzı cümleler kurulmaya başlandı. Belgesel boyunca ara ara duygusal ara ara da stres atakları geliyor bu anlarda sevdiğim bir kaç cümle:
*
*
Her günün bir yarını olacağını bilmek bazen ağır geliyor. Bunu askerde çok hissetim. Aynı günü tekrar tekrar yaşıyorsun. Bir yandan dünya çok hızlı. Her sezon trendler değişiyor, her gece yeni yüzler peyda oluyor. Yerinde saymak olmaz.Özünde hayatın anlamı kendi geminin kaptanı olmayı öğrenmek.
Alınan sonuç önemli ama süreci mutlu geçirelim istiyorum.
Başlarım şimdi çıkış şarkısına sadece eğlensek ya
*Bu albümün merkezinde bizden cevap bekleyen bir soru var:
**Ne kadarına cürret edeceğiz?
**Ne kadar değişeceğiz?
**Ne kadar ileri gideceğiz?
*Bizim için kritik soru bu. İlerlemeye karar veriyoruz ama iş ciddiye binince korkuyoruz.
Özellikle son cümle. Yapmayı planladığım çoğu şeyin sadece bir çift kuru sözden ibaret olmaya başladığını fark ettiğimde bu beni o şeyin güzel olmadığını fark ettiğimdeki zamandan daha çok acıtmıştı.Her şey kafanda büyüttüğünden çok daha azı!!!
Belki bana öyle geliyor ama caddeler,kayıt stüdyosu,hatta en sevdiğim lokantanın yemekleri bile değişmemiş. Bir ben mi değiştim? Bir ben mi geçmişte kaldım?
Belgesel boyunca en çok sevdiğim şeylerden biri Suga ve gitar saheleriydi. BEN SENLE EVLENMEK İSTİYOM.
Bu albüm kaydı süresince en önemli konu Arirang sesinin (ulusal bir parça) şarkının bir kısmına eklenip eklenmemesiydi. Namjon ve Hoseok'un yaşadığı fikir ayrılığıda Hoseok bakışı... bu adamın mimik kontrolsüzlüğüne bayılıyorum. Ayrıca ben Koreli olcam ulurdum orda. Tae ˆKorelilerin gözünden bakınca şerefsşzler milliyetçilikten yürüyor demeyecekler mi?ˆ
AYRICA HYBE MALLIĞI DİYE BİR ŞEY VAR GELMİŞ DİYOR Jİ ON V BLACK SWAN İLE İNSANLAR BAĞ KURAMIYOR. BENİM HAYATIM BLACK SWANDAN ÖNCESİ VE SONRASI DİYE İKİYE AYRILIYOR. COME OVER NERDE?????
İnsan evdeyken evi özler mi?
Antik Yunan'da zamana iki farklı yaklaşım varmış. Biri Kronos ve diğeriyse Kairos. Askerde aynı şeyi sürekli yapıyorduk ve zaman geçip gidiyordu , işte o Kronos. Ama burda LA'de grup arkadaşlarımla ikinci ailemle geçirdiğim vakit... işte bu kairos gibi. Zaman cidden esniyor.
Şu an bu kavramlar hakkında bi şeyler demek isterim çünkü çok hoşuma gitti.
Kronos genellikle zamanın niteliksel kısmını ölçüp daha çok kronolojik veya sıralı zaman ile ilgiliyken kairos ise niteliksel uygun ve doğru bir anı ifade edip kronolojik sıradan ziyade belirli bir anın önemi ve uygunluğu ile ilgilidir.
Antik çağda zaman olgusu iki şekilde ve iki tanrıyla özdeşleştirilmiş. Zeus'un babası Kronos ve Zeus'un en küçük oğlu Kairos. Biri evrenin zamanı Kronos, diğeri ise bizim yaşantımızda müdahale edebileceğimiz ve kullanabileceğimiz fırsatları taşıyan 'anlar' yani Kairos.
Khronos kelimesi, bizim dışımızda gelişen ve hiç bir etki ya da katkımızın olamayacağı saat, gün, yıl mevsimler gibi döngüleri oluşturan kronolojik zamanı ifade ederken; süreç içinde Zeus'un babası olan tanrı Kronos'la eş tutulmuş. Babasının
iktidarına son verip baş tanrılığa oturan Kronos aynı akibete uğramamak için doğan çocuklarını doğar doğmaz yutarak bundan kaçınmaya çalışmış. Zeus'un doğumuyla birlikte karısı Rhea tarıfından küçük bir hileyle oğlu yerine taş yutturularak korktuğu başına gelen Kronos iktidarı oğlu Zeus'a kaptırmış."Zaman her şeyi yutar" terimi Kronos'un çocuklarını yutmasına atıfla kurulmuş bir ilişkilendirme.
Kronos'un yuttuğu çocuklar yeryüzünde
tanımladığımız soyut ya da somut pek çok şeyi sembolize eden titan tanrılardır. Zaman; acıları, üzüntüleri, sevinçleri, mutluluğu, hastalığı, varlığı, yokluğu hatta denizleri, dağları bile yutar.Kronos'a etki etmemiz ya da onu avuçlarımızla yakalamamız mümkün değil belki fakat bizlere asıl mutluluk ve başarıyı getiren Kairos'u bir şekilde ellerimizle tutmamız mümkün.
Kairos mitolojide Zeus'un en küçük oğlu ve Kairos kelimesi "doğru, kritik elverişli an" anlamına geliyor. Alnında bir saç perçemiyle betimlenen Kairos'un başının arkası saçsız ve vücudu çıplak olarak tasvir edilmiş. Fırsat sadece karşıdan gelir ve sadece perçeminden yakalayabilirsiniz, Arkasından koşulmaz çünkü sırtında ve ayaklarındaki kanatlarıyla çok hızlı koşar yakalamanın ve onu tutabilmenin imkanı yoktur.
Kairos karşıdan göründüğünde ya daha iyi bir fırsat çıkarsa, vaktim yok, ortam müsait değil, koşullarım uygun değil gibi acabalarla ve tereddütlerle düşünürken yanımızdan geçtiği anda karar vermenin hiç bir yararı yok. Namjoon icin BTS,
Kairos.
Not1: En sondaki bilgi kısmı tiktokta gördüğüm bir posttan aldım adını ceo⁷ olarak kaydetmişim ama şu an bulamıyorum.
Not2: Erdmeye Manchester by the sea izleyemem kafam almaz dedikten sonra bunu yazdığımı görürse arkadaşlıktan ban yerim gibi geldi