Demolition
yasın aşamaları burada da işlemedi ,,,do you think people are machines ,welcome to the machine
bu yazıyı yasın bana uzak olduğu bir dönemde farklı bir biçime yazmıştım,,yasa biraz olsun daha yaklaşmak,daha yakın olanların yaslarına karşı yaşamdan utanmama tüm bu hisler de durgun bir zamanda ruhlara ufacıkta olsa su serpmek niyetine dönüştü ve bunları yazdım ,ne gelir elden
bizlerin hayatı boyunca karşılaşabileceği belki de en büyük varoluşsal sınama bu olduğu için, tarih boyunca yas üzerine çokça düşünülmüş, yazılmış ve işlenilmiş
yas, sevmenin ve bağlanmanın kaçınılmaz bedelidir,beş aşama modeli uzaktan bu süreci açıklasa da süreç asla tamamıyla lineer değildir. aşamalar birbirine karışır ve asla tam bir sona ulaşmaz
kimliğimizi başkalarına koyduğumuz ilişkilerle, aynalarla şekillenir. kişi gittiğinde içimizdeki aynalar kırılır ,hatta yasa, kaybedilen kişiye yapılan duygusal yatırımın ana anı parça parça yavaşça geri toplanması süreci deriz
.bu aslında neden asla son bulmadığını bir yönden açıklar.
yani kişi öldüğünde benliğimizden parçalar kırılganlaşır. yas saatin ölçtüğü mekanik zamanla değil, filozofların içsel dediği zamanla işler. aradan iki yıl veya üç yıl geçti, neden hâlâ geçmedi sorusu yanlıştır. ..çünkü zamanla yas geçip gitmemiş, içimizde birikmiştir. hatta buna yas asla hafiflemez, sadece bizim hayatımız o acıyı kapsayacak biçimde genişler denir.
yasın önemli özelliklerinden biri yaşadığı ilk vakitteki etkisidir durumu hâlâ anlamlandırmaya çalışırken çevrede hayat devam eder, günlük konuşmalar olur ama yas tutanın dünyası durmuştur. sevdiğimiz ve hayatımızın içinden biri öldüğünde artık bizim dışımızda konuşmaz. artık onun adına da biz konuşmak zorunda kalırız. psikolojik olarak beynin nesne sürekliliği kurma çabasıdır. yas boyu insanlara yabancılaşma sebebi budur,, bütün iletişim trafiğin artık sadece içedir o sustukça sen daha çok anlatırsın, acını anlıyorum gibi teselli cümleleri yasın kişiye özel biricikliğini karşılayamaz,,
yaşamın zıttındaki bu olağanütü felaketten olağan olanla değil yüce olanla ancak kurtulabiliriz, yücenin varlığı tek tesellimizdir zamansız ölenlerin aslında pek bir şey kaybetmediklerini hâlâ burda mevcudiyetimizi korumamızı sağlayan yaşamla dolu olan bizlerin bu zorunlu özelliğimizle bunu kayıp olarak gördüğümüzü yüce olan bize tekrarlar,,,,,
sevmenin ve bağlanmanın kaçınılmaz bedelini,,, kaybettiklerimizin bize sağladığı mükemmel duyguları ve kurduğumuz bağın,çektiğimiz acıdan çok çok çok üstün olduğunu hatırlayarak ayrıca bizlerinde vademiz dolduğunda kaybettiklerimize katılacağımızı bilerek atlatırız ,,,ondan geldik ona döneceğiz
Hep yolcuyuz, böyle gelir gideriz
Dünya senin vatanın mı, yurdun mu