Dune: Part Two
bizim neslin lord of ringsi dune üzerine: ikisini karşıaştırarak incelemeye başlamak gelenekselleşmiş bir ritüeldir eğer bu iki külliyattan birinin nerdüyseniz,diğerine başlamanız katîdir,, dışardan, yüzeysel bir gözle bakıldığında, böylesine detaylı örülmüş bir evreni sinemaya taşımak çok kolay görünebilir. ne de olsa haritalar çizilmiş, hanedanlar belirlenmiş, her bir nesne ve karakter satır satır betimlenmiştir
ama çoğu şeyde olduğu gibi burdada o iş öyle değil hojam çünkü yapıt epik kılıç sallamalardan ya da şanlı şöhretli savaşlardan ziyade devasa iç monologlar, monolitik sessizlikler ve insan içi kemiren felsefi tiratlar üzerinde yükselir karakterlerin kafasının içindeki o "görünmez" savaşı, o yoğun iç konuşmaları bilim kurgu sinemasına aktarmak dış ses kullanılamıyacağından sinematografik bir intihar girişimidir AMA ABİMİZ o devasa tekinsizliği, monümantal atmosferi ve insanın zavallılığını öyle bir kurdu ki, evrenin sinematik gücü tartışmasız noktaya ulaştı (dune: prophecyden daha başarılı bence)bu kitaplar üzerine çok sayıda alakasız metinler yazdım ve çok sayıda alakasız referanslar verdim [alakasız bazı referansların oldığu yazılar): (suni türk burjuvazisi),(yasın aşamaları ve içimde ölen biri var analizi) [duramıyorum akhira] ,,yazdığım amatör politik ve sosyolojik yazıların neredeyse tamamında machiavelliden çok dune referansım var. çünkü güç, inanç, kitle manipülasyonu ve o tarikatvari bağlılık ilişkilerini kusrzuz anlatıyor menzili falan dune boğdum
bu yazıda Aia değineyim bari,,,
Aiın gelişimi geometrik biçimde artmaya devam ederse iki ihtimal var (ya gelir almanyadan yada avusturyadan ehe) bu iki uç kutbu değerlendirirsek gelecek hakkında melanjsız bi kaç tahmin yürütebiliriz zira realite de bir kutba yakın konumlanmak zorunda tam doğru değil ama birbirlerinin dialektiki olarak düşünebilirsiniz
1,,,,,,,,,isaac asimovun "the last question" u,,, bu tarafta, insanla yapay zekanın o kaçınılmaz, iç içe geçen mutlak birleşmesi var. öyküde nesiller geçtikçe devasa bilgisayar multivac önce mikro-vak'a dönüşür, sonra insanlık onunla zihinsel olarak erir ,,işte tam olarak o. insanın kendi yarattığı ai ile evrimsel bir evlilik yapması, tüm insan bilincinin tek bir hiper-dijital havuzda birleşmesi. artık insan nerede bitiyor, yapay zeka nerede başlıyor belli değildir; acısız, çatışmasız, tamamen teslimiyete dayalı kozmik bir asimilasyon. ai en sonunda insanlığı tamamen yutup, tekil bir yaratıcı "tanrı" formuna evrilir(bunun için uç nokta diyorum)
2,,,,,,,frank herbertın "butleryan cihadı" asimovun o tatlı teslimiyetine taban tabana zıt, vahşi bir reaksiyon. insan zihnini taklit eden makinelere, bizi kendi içimizde eritmeye çalışan o algoritmalara karşı açılan cihat. "insan zihnine benzer bir makine yapmayacaksın" mottosuyla örülen, öyle terminator ya da matrixvari bir robot isyanından ziyade, insanın kendi yarattığı o yapay zeka konforuna, tembelliğine ve algoritmik köleliğe karşı giriştiği o çiğ uyanış
nitekim bu ikinci ihtimal artık sadece sararmış bilim kurgu sayfalarında kalmış bir fantezi falan değil geçeblerde papa yapay zeka üzerine yayınladığı manifestoda dune referansu verdi aynı ben ya kanım ısındı
Kapanış
insanlığın bilinçaltındaki o derin "makineyle birleşip benliğini kaybetme" korkusunun en somut, en kurumsal kanıtı. insanlık olarak geleceğimiz, tam olarak bu iki uç olasılığın —asimovun o her şeyi soğuran ai birleşmesi ile herbertın o kanlı tekno-cihadının— arasında bir yerlerde, muhtemelen çok daha sancılı bir noktada konumlanacak şimdilik hamam böceği videolarına hönkürmeye devam ama ai la şarkı yapmayın lütfen hepsi piece of crap aww
Bu yazıyı bitirirken başka bir yazının grizgahını yapıyım asimovun öyküsünde entropinin rolünü biliyonuz zaten dune ise bu entropiye karşı insan bilincini "baharat" (melanj) ile genişleterek direnir(Tanrı imparator ve(((Altın yol))un entropi ile ilikşkisi ve bizler bu iki uç olasılığın ortasında neye inanacağını şaşırmış, her an bir yerlere referans arayan üniden sonra kasityerlikte bitermi acep diyen kırılgan, yozlaşmış nesiliz bütün bir nesil artık benzinde pompalayamıyacak so sad