Dune: Part Two
Dinin nasıl istenildiği gibi yoğrulduğunu, korkunç bir araç olabileceğini… İslam’ı hem güzelleyip hem de bu kadar nasıl yerdin be adam. Paul’un onun için hazırlanmış yapay bir Mehdi olma yolunda ilerleyişini okumanın ötesinde izlemek muhteşemdi. Villeneuve’ün gerçekten Paul’un psikolojisini çok iyi seviyede yansıttığını düşünüyorum. En başından beri kahraman bile olmak istemeyen birini insanlar tanrıya dönüştürdü
Paul’u karakter olarak o kadar çok seviyorum ki yaptığı şeylerden ötürü değil tam ortada, ne siyah ne beyaz bir karakter. Yaptığı onca korkunç şey var ama zaten durduramadığı bir cihadı başlatan ve yönünü belirleyen de aynı anda oydu. Dünyayı kurtarmaya çalışırken onu tamamen yakıp yıkan biri. Bu durumda kötü olan yine Paul mu oluyor, yoksa gerçekten bir kurtarıcı mı en güvenli yolu seçtiği için
Kitapta geçen “Beni tanrı yaptılar, ama tanrılar yalnız kalır. Geleceği görebilmek bir lanetti, çünkü onu değiştirebilme gücüm yoktu. Sadece tanık olabiliyordum… ve tanıklığım, kendi insanlığımı parçalara ayırıyordu.” Paul’un monoloğu, Paul’un psikolojisini harika yansıtıyor. Çevresindeki herkes için artık o bir insan değil, sadece bir tanrı figürüydü. Olmadığını bildiği halde kendisine en yakın gördüğü Stilgar ve Gurney bile onun kullarıydı artık ailesi değil. Bir peygamber gibi görünen biri halkın gözünde tanrıya dönüşür ve insanlar onun adını ölüm ve savaş ile kutlarlar. İşte Paul’un yaptığı şeyler dehşet verici olsa da karakter olarak en sevdiğim karakterlerden biri olarak kalacak hep
Dune evreninde ayrı sevdiğim şey ise Bene Gesserit Paul’un bile onların oyununda bir karakter olması inanılmaz Sadece kadınlardan oluşan bir tarikat konsepti… Evrendeki her şeyin kontrolünü tutanlar Herkes kontrolün kendisinde olduğunu düşünürken her şeyi yönlendirenler Reverend Mother’ın “We are Bene Gesserit. We do not hope.” repliğine BAYILIYORUM beni de alın olur mu pls jessica zaten ayrı bir olay kitapdan biraz daha farklı işleniyor üçünçü filmde özellikle onu görmeyi sabırsızılkla bekliyorum