The Hunt
Ne zamandır bir filmi izlerken bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Hiçbir suçun olmadığını bilmene rağmen elinden hiçbir şeyin gelmemesi, insanların bir kez inandıkları yalandan gerçeğe rağmen vazgeçmemesi insanı boğuyor. Olayın üstünden zaman geçip her şeyin unutulduğunu düşündüğümüzde gelen o son kurşun ise filmin en vurucu anıydı. Çünkü o kurşun Lucas'a değil, itibarına sıkılan kurşunun aslında hiç hedefi şaşmadığını anlatıyordu. Suçsuzluğu ortaya çıksa bile bazı insanların zihnindeki şüphe hiçbir zaman ölmüyor.
Bir de Mads Mikkelsen'in oyunculuğuna bir kez daha hayran kaldım. Adamın yüzündeki çaresizliği, öfkeyi ve kırgınlığı tek bir bakışla hissettirebilmesi başlı başına bir başarı.