The Social Network
"If you guys were the inventors of Facebook, you'd have invented Facebook."
The Social Network harika bir film. Mark Zuckerberg'ün Facebook'u kuruş hikayesini anlatan yapım bana kalırsa Fincher'ın en iyi işlerinden. Fight Club gibi bir gerçek olmasa rahatlıkla şu ana kadar en sevdiğim Fincher filmi olduğunu söyleyebilirdim. Film seyirciye inanılmaz bir seyir zevki veriyor. Ben izlerken bir saniye bile sıkılmadım ve 2 saat nasıl geçti anlamadım, gerçekten çok sürükleyici bir yapımdı. Biyografik bir drama olarak nitelendirilebilecek yapım türünün kesinlikle en iyerinden. Normalde biyografi türündeki kitap veya filmlerden hiç hazzetmem ancak The Social Network bir istisna, hem de fazlasıyla istisna. Böyle bir konu nasıl bu kadar akıcı, sürükleyici ve izlemesi çok keyifli şekilde işlenebilir aklım almıyor. Bana kalırsa The Social Network kesinlikle bir başyapıt.
Fincher harika bir yönetmen ve The Social Network'te de bunu bir kez daha göstermiş. Film harika bir sinematografi ve kurguya sahip. David Fincher bu yapımı genelde influencer'lar tarafından video kurgulamak için kullanılan bir uygulama olan ve film kurgulamada pek de sık kullanılmayan Final Cut Pro ile kurgulamış ve The Social Network, En İyi Kurgu Oscar'ı alarak bu ödülü alan ilk ve şu ana kadar tek Final Cut Pro ile kurgulanan film olmuş. Böyle söylendiğinde basit ve o kadar da zor olmayan bir iş gibi görünse de devasa bir filmi Final Cut Pro'yla kurgulamak çok zor bir iş. Bu konuda çok az bilgim olsa da Final Cut Pro kullanarak kurgusal anlamda bir başyapıt ortaya çıkarmanın akıl kârı olmayan bir iş olduğunu ve bunu yapabilecek iradeye sahip çok az yönetmen olduğunu biliyorum. Ayrıca The Social Network her zaman dijital film yapımının büyük destekçisi olan Fincher'ın tamamen dijital olan ilk filmi. The Curious Case of Benjamin Button da büyük oranda dijitaldi fakat tamamen dijital değildi. The Social Network size vermek istediği havayı çok iyi bir şekilde vermeyi başaran bir film. Bence The Social Network, dünyanın en prestijli üniversitelerinden Harvard'ın ortamını ve atmosferini de harika yansıtmış. Tabii ki Harvard'da daha önce bulunmadım ama tahmin ettiğime benzer bir havada perdeye yansıtmış Harvard ortamını Fincher. Filmi izlerken kendinizi Mark Zuckerberg'ün Facebook'u kurduğu süreçte Harvard'da okuyan bir öğrenci gibi hissediyorsunuz. Film her konuda olduğu gibi bu konuda da çok başarılı. Oyunculuklara da bayıldım, Jesse Eisenberg bu rol için gerçekten biçilmiş kaftan. Zaten kendisine anlamsız bir sempatim vardı ve bu eseri deneyimledikten sonra Eisenberg'e daha da hayran kaldım, harika bir performans. Andrew Garfield da çok çok iyi oynamış bence fakat neredeyse herkes bu filmde en iyi performansı onun verdiğini düşünse de ben Jesse Eisenberg'i çok az farkla daha başarılı buldum bu yapımda. Tabii bu demek değil Andrew Garfield'ın performansı iyi değil, aksine Andrew Garfield'ın performansı olağanüstü fakat bana göre Eisenberg'in performansı çok az daha olağanüstüydü. Justin Timberlake'i de Sean Parker rolünde izlemesi çok keyifliydi. Bu 3 isim kadar büyük bir role sahip olmasa da Rooney Mara da oldukça iyi oynamış. Ayrıca filmin ses yönetmenliği ve müzikleri de çok hoşuma gitti.
Mark Zuckerberg'ün bir Harvard öğrencisinden dünyanın en genç milyarderine evrilişini gözler önüne seren yapım, benim için her şeyiyle kusursuz. Ders diye okutulması gereken bir kurgu ve sinematografiye sahip. Fincher dehasını sergilemiş bu yapımda. Film biter bitmez içimde tekrardan izleme isteği uyandı ve bunu çok az filmde hissederim. Muhtemelen The Social Network'ü ileride birçok kez tekrar izleyeceğim bir film olacak ve şimdiden en sevdiğim yapımlar arasına adını yazdırdı.