Red Beard
Otoyo kliniğe ilk geldiğinde hastaydı, Yasumoto'yu pes ettirecek kadar zor bir hastaydı hatta. Ama sonrasında Yasumoto hastalandı ve Kızıl Sakal, hasta olan Yasumoto'ya bakması için Otoyo'yu görevlendirdi. O andan itibaren Otoyo'nun resmen yüzü açıldı, kliniğe geldiğinde böyle değildi. Yasumoto'ya bakmak Otoyo'ya ayakta tuttu. Buradan anlıyoruz ki bizi mutlu yapan, insan yapan, yüzümüz güldüren şey sevgi ve merhamet. O olmadan insan değiliz, bir hiçiz resmen. Kliniğe gelmeden önce Otoyo da öyleydi.
Otoyo'nun hikayesi gerçekten ilginçti, fuhuşa zorlanmış, küçüklüğünden beri sevgisiz büyümüş, travmalarla dolu biri aslında. Kliniğe ilk geldiğinde öfkeliydi, korkuyordu. Çünkü dünya ona hep zarar vermişti, en ufak yakınlaşma ona yeni bir tehdit gibi görünüyordu. Adeta insanlığa güvenini yitmişti. Bence hastalık sadece fiziksel bir durum değil, bazen en büyük hastalar vücüdü en sağlıklı olanlardır. Yani ne kadar hasta olursa olsun, bir insana verilebilecek en büyük ilaç sevgi, merhamet ve değerdir. Bunlar her ilaçtan güçlü şeylerdir. Akira Kurosawa'nın Kızıl Sakal filmi de tamamen bununla alakalı. Kızıl Sakal hastalara bir tıbbı ilaç vermez keza onlar sadece bir kimyasaldır. Vücudu iyileştirir, ruhu değil. Kızıl Sakal'ın Otoyo'ya, Yasumoto'ya ve diğer tüm hastalara verdiği en büyük ilaç onlara verdiği değerdir, merhamettir, sevgidir. Onları iyileştiren budur. Yasumoto mesela kliniğe geldiğinde belkide oradaki herkesten daha hastaydı. Klinikteki asıl hasta oydu adeta. Yasumoto'nun içi boştu; ne merhamet, ne sevgi ne de değer vardı. Filmin başında Yasumoto klinikte onu yapmıycam bunu yapmıycam dediğinde Kızıl Sakal ona kızabilirdi, bağırabilirdi ama öyle yapmadı, ''gerçek ilacı'' verdi, sevgiyi, merhameti, değeri verdi. Yasumoto o zamanlar ne kadar aptal olduğunu ancak öyle anladı. Yasumoto da o değeri, sevgiyi ve merhameti başkalarına verince asıl mutluluğa ulaştı. Buradan anlarız ki bir insanı bağırarak iyileştiremezsin, anca değer vererek iyileştirebilirsin. Yasumoto zamanla şunu fark eder:
ne zaman ki başkalarına değer verir, ne zaman ki acılarını paylaşır, ne zaman ki başkasının yanında olur, o zaman kendisi de iyileşir.
Bu film bugünün sevgisiz dünyasında bir merhamet çağrısıdır adeta. “En büyük hastalık sevgisizliktir. Ve en etkili ilaç, şefkattir.'' der Büyük Usta Akira Kurosawa, onun bize yazdığı reçete budur. Tarihin en iyi yönetmeni Akira Kurosawa'ya saygıyla...
#webteizle