Hamnet
✔️✔️𝗦𝗣𝗢𝗜𝗟𝗘𝗥 𝗜𝗖𝗘𝗥𝗠𝗘𝗬𝗘𝗡 𝗞𝗜𝗦𝗜𝗠✔️✔️
filme zb, anil ile gittiğim için ve migrosun en büyük salonunda izlediğim için ek 0,5 veriyorum. onlar bu seyır zevkını arttiriyor. ❤️
öncellikle film bana göre kesinlikle çok güzeldi, müzikleri, sinematografisi, renk paletleri, kıyafetleri ve ufacık detayları ile film çok güzeldi. konusunu ise zerre bilmiyordum, sadece sosyal medyada gördüğüm "çok üzücü" "sarsıcı" denilen şeylere inandım ve cidden de beni bazı yerlerinde yerden yere vurdu. bu filme ağlamayanlar maldır!! diyen insanları görmekte tuhaftı. çünkü bana göre hamnet, aftersun gibi yapımlarda üzülmek için ya yetişkinlerle empati kurabilmemiz ya da çocuklarla empati kurabilmemiz gerekiyor. kısacası relateleyeceğimiz bir şeyin olması gerek gibime geliyor, belki saçma geliyordur ya da gelmiyodur ama ben böyle düşünüyorum en azından. filmi izlerken en çok aklıma gelen kişi ise annem oldu. baş karakterimiz agnesin paylaştığı acıyı o da paylaştığı için, onunla empati kurdum filmi izlerken ve bu cidden çok canımı yaktı. hamnet, ilk yarısıyla insanların canını sıksa da şahsen ben ilk yarısında eğlendim ve bir kaç kere de gözüm doldu. doğum sahnelerinde çalan müzikler beni çok gerdi. anlatamam bile, aşırı gerildim. ilk yarı bir anda normalce bitince arkadaşıma nerde ağlayacağız? diye sordum ve keşke sormasaydım. ikinci yarının başlamasıyla, sonlara doğru olan olaylarla beraber de cidden beni içli bir şekilde ağlatmayı başardı hamnet.
⚠️⚠️𝗦𝗣𝗢𝗜𝗟𝗘𝗥 𝗜̇𝗖𝗘𝗥𝗘𝗡 𝗞𝗜𝗦𝗜𝗠⚠️⚠️
gelelim spoilerlı kısma. agnes ikizleri doğuracağı zaman, babaannesi onu ormana göndermediğinde tuhaf şeyler olacağını düşünmüştüm ve öyle de oldu sayılır. judith ve hamnetin doğduğu sahne ise cidden çok gericiydi, jessie buckley cidden harika bir oyuncu ve umuyorum ki bu filmde ki performansı ile de ödülleri alacaktır. çünkü cidden harikaydı. çiftimiz çocuklarını kaybettikleri gece, will'in gelmesi ve sabahına geri gitmesi ise beni cidden çok sinirlendirdi. "londra gitmeliyim beni bekleyenler var" dün gece çocuğun öldü piç herif. biraz olsa da aklında ki şeyleri atıp karına değer ver. vermedi demiyorum ama o gün yaptığı şeyler cidden beni feci sinirlendirdi izlerken filmi. agnes'in ise o karmaşa anında elinden gelen her şeyi yapıp çocuğunu hayatta tutmaya çalıştığı sahneler beni cidden çok üzdü.
film de benim en çok canımı yakan yer ise hamnetin vebayı kardeşi judithten aldıktan hemen sonra, onun tek başına dört kapılı bir yerde sıkışıp kalmasıydı. ancak içinde her zaman olduğu gibi bir umut vardı ama o umut kendisi için değildi. azraili kandırıp, kardeşini kurtaracağından çok umutluydu ve de çok cesurdu. kurtardı da, o kadar umutluydu ki, o karanlığın arasında dileğini gerçekleştirdi ve annesinin şahinini havada gördü. ancak tek başına karanlığa gitti. onun öldüğü sahneyi izlemek benim için çok zordu. o sahneyi izlerken de aklıma yine annem geldi. agnes her acı çektiğinde aklıma o geldi ve bu yüzden daha da fazla üzüldüm, diğer çocuklarına karşı da neden bu kadar koruyucu olduğunu çok daha iyi anladım.
filmin son sahnesi ise cidden mükemmeldi. hiç bir kusuru olduğunu düşünmüyorum. hele ki o tiyatroya girilirken ki çekim açısı olsun, süperdi. zaten orda anlamıştım bir şeyler olacağını agnesin inanmayıp daha da ileriye gidip, tiyatronun tam da önüne geldiğinde hamletin bir anda ortaya çıkmasıyla da tüylerim diken diken oldu. tiyatro oyunun sonunda bir anda on the nature of the daylight çalınca daha da ürperdim. agnesin artık kabullendiğini görmek ise cidden çok üzücüydü. hamlet karanlığa bakan kapıdan çıkarken kendi çocuğu hamneti gördüğü kısımda ise paramparça oldum cidden. hamnetin annesine ağlayarak bakmasından sonra, gülerekten karanlığa doğru yürümesi ve agnesin karışık bir yüz ifadesiyle onun artık temelli gidişini izlemesi, çok ayrıydı. hamnet kısacası benim için harika bir filmdi. umarım da aday gösterildiği her dalda oscarını kazanır. hakkının yenmesi kötü olur cidden.
"𝘖𝘶𝘳 𝘤𝘩𝘪𝘭𝘥𝘳𝘦𝘯𝘴 𝘩𝘦𝘢𝘳𝘵𝘴 𝘣𝘦𝘢𝘵, 𝘵𝘩𝘦𝘺 𝘴𝘮𝘪𝘭𝘦, 𝘱𝘭𝘢𝘺. 𝘕𝘦𝘷𝘦𝘳 𝘧𝘰𝘳𝘨𝘦𝘵 𝘧𝘰𝘳 𝘢 𝘮𝘰𝘮𝘦𝘯𝘵, 𝘵𝘩𝘦𝘺 𝘮𝘢𝘺 𝘣𝘦 𝘨𝘰𝘯𝘦."