Perfect Blue
ingilizce versıyonu apayrı guzeldi. rewatch yapınca hem cok fazla sey anlam kazandi hem de hala anlamadıgım cok fazla sey fark ettım. kendı hayatında yasadıgı kımlık karmasasının oynadıgı dızı/fılmlerdeki karakterının replıklerınde yer bulması ve aslında gercek olup olmadıgını hıc bılemeyecek olmamız. son sahnede rumı’nın aynadakı goruntusunu pop idol olarak gormesı ve dıkız aynasına baktıgı sahnede sanrılarının ve kısılık ıkılemlerının hala ıc dunyasında devam ettıgını goruyoruz aslında. bunun kadar ıyı kurgulanmıs cok az sey ızledım kısacası. bir de bu kiz nerenin pop starı elını kolunu sallaya sallaya metroya bınıyor? manıfest minayı yenıkapıda marmaraya aktarma yaparken gorsem 15 farkli acidan fotograf cekilirdik acikcasi