Normal People
I need to write about this masterpiece in my own language to fully express myself, so here we go:
Geçmiş boğazda bir yumruyken akla düşen bir şarkı Normal People. Bir zamanlar turuncuyu mora katarak batan güneşlerin akşamlarında yüze vuran akşam rüzgârı gecenin karanlığına uzanırken bir anlığına peydahlanan bir özgürlük hissi. Şehrin ışıkları bir bir geceyi aydınlatırken, kulağında o unutamadığın melodi adımlarına dönüşürken kanatlanıp uçtuğunu hissetmek gibi bir şey.
İşte tam da bu mutlu melankolinin sonu Marianne’e çıkıyor.
Evet ben de bir Marianne’im.
Hayali uçuşlar peşinde kafasında yarattığı dünyalarda hapsolan, her uçuşun bir çakılışla biteceğini unutamayan biri.
Çocukluğun yürek burkan mirasında kırılmış kalbini tamir etmekten aciz, yara bandından hallice çözümlerden medet uman bir şehir yalnızı.
Gören ama gözlerini kaçıran, duyan ama duymazlıktan gelen, seven ama paylaşamayan, hayaller kuran ama başka baharlara yazgılı biri.
Normal bir anın hasretinde yaşayıp duran, bir zamanlar akmaktan bitap düşmüş gözyaşlarının pınarı çoktan kurumuş biri.
Çaresizliklerini, yara izleri gibi gururla taşıyan kırılmış bir hayal makinesi.
Seni çok iyi anlıyorum Marianne. Seni hissediyorum. Yaşanmamış hayatların, kaldırılmamış kadehlerin, sonsuz ihtimallerin, yanlış zamanların… Hepsi benim de içimden taşıyor, bedenimi dikenli tellerle sarıyor. Sen kalıyorsun ya Marianne, sen seviyorsun ya Connell’ını, ona bakarken gözlerin dolu dolu oluyor hani, yuvarlanıyor gözyaşların ardı sıra, mağrur bir tekerrürle, işte tam o anda yalnız olmadığımı hissettiriyorsun bana.
Kendi köşelerinde kalanlardanız biz.
Ve işte tüm bunlar ve daha fazlası, kelimelere dökülemeden kaçıp giden o bakışlar, naylon pkaetin üzerine bırakılan yarım kalmış dondurmalar, ayaklarının altında hissettiğin soğuk nevresim, gözlerini ayıramadığın o ikindi ufukları, Normal People’ı benim ruhumun merkezine yerleştiriyor.
Çaresizce oynadığın parmakların, düşen omuzların ve hiçbir zaman sevilemeyişlerin bitimsiz yalnızlığında kaybedilen gerçekliklerin bir yerlerde kesişme ihtimaline dair bir yaşama umudu bu.
Geçmeyecek ama alışılacak, kapanmayan bir yara.