Méliès filmlerinde seyirci önce gerilir. Çünkü riskli bir durum oluşturulur. Sonrasında Méliès her şeyi eskiye çevirerek seyirciyi rahatlatır. Bu, aslında sihir gösterilerinin temelindeki anlatıyı da oluşturur. Hepworth'ün filmi de bizi gererek başlıyor, ardından bize bir çözüm yolu sunuluyor ve rahatlayacak gibi oluyoruz. Ancak ardından hiçbir şey olmuyor. Polis memuru şizofrenik bir duruma sokuluyor. Bu da filmi en gerçekçi bulduğum sessiz film yapıyor. Elbette film Lumière filmleri kadar arı bir gerçekçi estetik sunmuyor. Ancak anlatı bakımından baktığımız zaman filmin düşünsel tarafının gerçekçi olduğu aşikar.
Méliès filmlerinde seyirci önce gerilir. Çünkü riskli bir durum oluşturulur. Sonrasında Méliès her şeyi eskiye çevirerek seyirciyi rahatlatır. Bu, aslında sihir gösterilerinin temelindeki anlatıyı da oluşturur. Hepworth'ün filmi de bizi gererek başlıyor, ardından bize bir çözüm yolu sunuluyor ve rahatlayacak gibi oluyoruz. Ancak ardından hiçbir şey olmuyor. Polis memuru şizofrenik bir duruma sokuluyor. Bu da filmi en gerçekçi bulduğum sessiz film yapıyor. Elbette film Lumière filmleri kadar arı bir gerçekçi estetik sunmuyor. Ancak anlatı bakımından baktığımız zaman filmin düşünsel tarafının gerçekçi olduğu aşikar.