***yalanlar, yalanlar ve yalanlar.
***
her yalan başka bir yalanı doğurur çünkü bir yalanı sürdürmek için o yalanı başka yalanlarla devam ettirmen gerekir. bir noktada buna dur demezsen içinden çıkamaz hale gelirsin. herkese zarar verirsin yalnız kalırsın hatta yalnız kalmamak içinde yalan söylersin içinden çıkamayacağın bir paradoksa dönüşür bu iş.
'aldatmak' şu hayatta nefret ettiğim şeylerin başında gelir iki insan bir olur ve hayatlarını birbirine adamaya yemin eder. sen bu yemini edicek kadar ileri gittiysen aklını ailenden başkasına yoramazsın, bırak başkasıyla olmayı başkasını düşünemezsin bile. yalnızlıktan korkan Ewa yalanlarla bir hapishane kurar ve bu hapishaneye Janusz'ı mahkum eder. Janusz ise yalanlarla kurulan o hapishaneye girmek için kendi eşine yalan söyler. ne kadar ironik değil mi? her yalan bir diğerini doğuruyor, ne kadar doğurgan bir kavram.
hiç mi saygısı olmaz insanın hayatını birleştirdiği o insana. bugüne gelene kadar düşünmen lazımdı. kendine sorman gerekirdi 'eşime sadık kalabilecek miyim?' diye. eğer düşünmeden evet diyemiyorsan asla ama asla evlenme. çünkü bu soruyu düşünmemen lazım eğer sorunun cevabını düşünüyorsan aklının bir köşesinde eşine sadık kalmaktan korkan bir sen yatıyordur.
ve bu yüzden evlenmemen karşındaki insana yapabileceğin en büyük iyilik olur.
ilk iki filme göre biraz yavan kalmış bence bu film, ilk iki film üstümde daha büyük etkiler bırakmıştı. serinin devamını merak ediyorum, ağır bir seri olduğu için yavaş yavaş izliyorum ama bir daha bu kadar uzun ara vermek istemiyorum.
***yalanlar, yalanlar ve yalanlar.
***
her yalan başka bir yalanı doğurur çünkü bir yalanı sürdürmek için o yalanı başka yalanlarla devam ettirmen gerekir. bir noktada buna dur demezsen içinden çıkamaz hale gelirsin. herkese zarar verirsin yalnız kalırsın hatta yalnız kalmamak içinde yalan söylersin içinden çıkamayacağın bir paradoksa dönüşür bu iş.
'aldatmak' şu hayatta nefret ettiğim şeylerin başında gelir iki insan bir olur ve hayatlarını birbirine adamaya yemin eder. sen bu yemini edicek kadar ileri gittiysen aklını ailenden başkasına yoramazsın, bırak başkasıyla olmayı başkasını düşünemezsin bile. yalnızlıktan korkan Ewa yalanlarla bir hapishane kurar ve bu hapishaneye Janusz'ı mahkum eder. Janusz ise yalanlarla kurulan o hapishaneye girmek için kendi eşine yalan söyler. ne kadar ironik değil mi? her yalan bir diğerini doğuruyor, ne kadar doğurgan bir kavram.
hiç mi saygısı olmaz insanın hayatını birleştirdiği o insana. bugüne gelene kadar düşünmen lazımdı. kendine sorman gerekirdi 'eşime sadık kalabilecek miyim?' diye. eğer düşünmeden evet diyemiyorsan asla ama asla evlenme. çünkü bu soruyu düşünmemen lazım eğer sorunun cevabını düşünüyorsan aklının bir köşesinde eşine sadık kalmaktan korkan bir sen yatıyordur.
ve bu yüzden evlenmemen karşındaki insana yapabileceğin en büyük iyilik olur.
ilk iki filme göre biraz yavan kalmış bence bu film, ilk iki film üstümde daha büyük etkiler bırakmıştı. serinin devamını merak ediyorum, ağır bir seri olduğu için yavaş yavaş izliyorum ama bir daha bu kadar uzun ara vermek istemiyorum.