kafa sikti. yer yer iyiydi şimdi ama iki saatte ha olmadı iki buçuk saatte bitecek bi film. her köylünün hayat felsefesini dinledik. baba karakterini çok sevdim, oyunculuğu da muazzam. ana karakterin gelişimi de çok pürüzsüz, güzeldi. o karınca olayını da gereksiz fazla sevdim en çok beğendiğim detaydı. sadece özellikle bazı sahneler doğallıktan uzaktı, senaryo okunuyo gibiydi. yok yalnızlığın haşin fısıltısı, yok zamanın ince çizgisi ya bi siktir git amk dedim yüz kere. bi de köydesiniz amına koyim kim ayak üstü gördüğü adamla felsefe yapmaya başlıyo köyde allah aşkına. sanki tüm köy edebiyat topluluğuymuş gibi muhabbetler dönüyo. bizim köyde kim kimin arkasından konuşmuş, ekinler nasılmış, kim yeni ev yapmış konuşmaktan bugün nasılsın iyi misine bile gelmiyo konu. neyse bi tek baba karakterinde hissetmedim o garipliği, arada o da felsefe yapsa bile adam hissettirmiyo yani. anne de çok iyi oyuncuydu, o da hissettirmedi.
en sevdiğim sahne yine son birkaç dakikaydı, zaten babayı çok sevdiğim için. kuyuyu kazmaya başlaması, babasını anlaması, güvenmek istemesi. onu içten içe umursayan tek kişinin o olması. o arada gösterilen kendini kuyuda asma sahnesi??? heralde yapmayı düşünüp vazgeçtiği vurgulandı.
kısaca 20li yaş krizi ve türkiye gerçeği, yani çok yakından bildiğim konular olduğu için böyle bi zayıf yerimden yakaladı ama yaklaşık 3 saat boyunca da sigortalı bi iş bul amk da dedim yani. öyle farkındalığına kavuştuğun mesele çok da derin değil diyesim geldi. mavi ve siyah'a aşırı benziyo aslında şimdi bakınca çok orijinal bi fikir de değil. ama sırf karınca olayı için bile 2 yıldız alır, oyunculuk ve sinematografiden de bir yıldız daha.
kafa sikti. yer yer iyiydi şimdi ama iki saatte ha olmadı iki buçuk saatte bitecek bi film. her köylünün hayat felsefesini dinledik. baba karakterini çok sevdim, oyunculuğu da muazzam. ana karakterin gelişimi de çok pürüzsüz, güzeldi. o karınca olayını da gereksiz fazla sevdim en çok beğendiğim detaydı. sadece özellikle bazı sahneler doğallıktan uzaktı, senaryo okunuyo gibiydi. yok yalnızlığın haşin fısıltısı, yok zamanın ince çizgisi ya bi siktir git amk dedim yüz kere. bi de köydesiniz amına koyim kim ayak üstü gördüğü adamla felsefe yapmaya başlıyo köyde allah aşkına. sanki tüm köy edebiyat topluluğuymuş gibi muhabbetler dönüyo. bizim köyde kim kimin arkasından konuşmuş, ekinler nasılmış, kim yeni ev yapmış konuşmaktan bugün nasılsın iyi misine bile gelmiyo konu. neyse bi tek baba karakterinde hissetmedim o garipliği, arada o da felsefe yapsa bile adam hissettirmiyo yani. anne de çok iyi oyuncuydu, o da hissettirmedi.
en sevdiğim sahne yine son birkaç dakikaydı, zaten babayı çok sevdiğim için. kuyuyu kazmaya başlaması, babasını anlaması, güvenmek istemesi. onu içten içe umursayan tek kişinin o olması. o arada gösterilen kendini kuyuda asma sahnesi??? heralde yapmayı düşünüp vazgeçtiği vurgulandı.
kısaca 20li yaş krizi ve türkiye gerçeği, yani çok yakından bildiğim konular olduğu için böyle bi zayıf yerimden yakaladı ama yaklaşık 3 saat boyunca da sigortalı bi iş bul amk da dedim yani. öyle farkındalığına kavuştuğun mesele çok da derin değil diyesim geldi. mavi ve siyah'a aşırı benziyo aslında şimdi bakınca çok orijinal bi fikir de değil. ama sırf karınca olayı için bile 2 yıldız alır, oyunculuk ve sinematografiden de bir yıldız daha.