
Hope
1970·Drama·1h 40m
7.1
★


After losing one of his horses in an accident, an illiterate horse cab driver sets out into the desert in a quest for a mythical lost treasure.
Directed by Yılmaz Güney
treasure hunt

IMDB
N/A
Cast

Yılmaz Güney
Cabbar

Gülşen Alnıaçık
Fatma

Tuncel Kurtiz
Hasan

Osman Alyanak
Hüseyin Hodja, the imam

Enver Dönmez
The pickpocket

Nizam Ergüden
Nizam

Lütfü Engin
The grocer

Ahmet Koç
Ahmet, the repairman

Kürşat Alnıaçık

Oğuzhan bayraktar
Crew

Yılmaz Güney
Director

Şerif Gören
Co-Director

Yılmaz Güney
Writer

Arif Erkin Güzelbeyoğlu
Original Music Composer

Kaya Ererez
Director of Photography

Yılmaz Güney
Producer
Popular Reviews
19 reviews
Arda Şahin
6.0★ · 03/22/26

Müthiş bi italyan yeni gerçekçiliği etkisi var filmde , ladri di biciclette'nin pek çok sahnesini sonu da dahil olmak üzere direkt benzeri bir örneğini bu şekilde görmek şaşırttı beni. Başkasında ayıpladığın hatta bunun için adamı dövdüğün davranışı sonunda çaresizlikten sen yapıyorsun ve ekran karşısında hak verirken buluyoruz kendimizi. Cabbar'ın atının ölmesi ve bir sekilde bisikletini kaybetmesi onu saçma sapan yollara itiyor ve kurtuluşu hiç olmayacak yerlerde aramaya başlıyor, bir yılandan, cinlerden ,şeytanlardan umut bekliyor. Bu kadar uç örnekler kendime de özellikle bu yaşlardayken belki de fazla umut ettiğimi düşündürttü. Eninde sonunda bir şekilde yolumuzu bulacağımızı , "define'yi" keşfedeceğimize inanıyoruz bu saçma sapan sistemde. Yılmaz Güney'in filmin sonunu bağlayış şekli ve Umut'un aslında biraz da umutsuzluk hikayesi olmasını beğendim.
Müthiş bi italyan yeni gerçekçiliği etkisi var filmde , ladri di biciclette'nin pek çok sahnesini sonu da dahil olmak üzere direkt benzeri bir örneğini bu şekilde görmek şaşırttı beni. Başkasında ayıpladığın hatta bunun için adamı dövdüğün davranışı sonunda çaresizlikten sen yapıyorsun ve ekran karşısında hak verirken buluyoruz kendimizi. Cabbar'ın atının ölmesi ve bir sekilde bisikletini kaybetmesi onu saçma sapan yollara itiyor ve kurtuluşu hiç olmayacak yerlerde aramaya başlıyor, bir yılandan, cinlerden ,şeytanlardan umut bekliyor. Bu kadar uç örnekler kendime de özellikle bu yaşlardayken belki de fazla umut ettiğimi düşündürttü. Eninde sonunda bir şekilde yolumuzu bulacağımızı , "define'yi" keşfedeceğimize inanıyoruz bu saçma sapan sistemde. Yılmaz Güney'in filmin sonunu bağlayış şekli ve Umut'un aslında biraz da umutsuzluk hikayesi olmasını beğendim.
Ali Kemal
10.0★ · 01/28/26

Umut bir yaşam itkisidir bu filmde umut bir büyüklük veya kendine güven anlatısından değil dipte olmaktan gelir. Fakir adam sürekli bir mücadele içindedir tutkusu olan insanlar gibi yaşam çarkları bu mücadele sonucu sürekli dönmektedir onları bu dünyaya böyle sıkı sıkıya bağlayan şey ancak budur. Materyal kondisyonlarla olan baskıya karşı sürekli bir mukavemet. Bu filmde baskıyı bir kişinin iradesinin ve isteklerinin dış etmenlerle sınırlandırılması olarak kabul edebiliriz. Bu bağlamda bisiklet sahnesi dikkat çekmektedir tabi bu sahnede karekter olarak baba muhtemelen öyle bir düşünce de olmasa da -gerçi bir düşünceye sahip olmak bilinçli bir eylem olsa da ona uygun davranmak bilinçsiz olarakta vuku bulabilir- çocuğun günleri bisiklet süren çocuklara bakarak geçirmesi ve o baktığı bisikletleri arzulaması bir baskı sonucu derinleşmektedir baba burada o sınırı kaldırmaya ve arzuyu yok etmeye çalışır. Filmde adı anılan ürünler büyük zevk nesneleri ve pahalı hatta bahsedilişiyle hayata geçirilişleri benzer olacaksa doyumsuzca denebilecek cinstendir oysa gerçeğe geçince bu nesneler bir süre sonra iradi bir sınırla ayrılmadığı için arzunun nesnesi olma niteliğini yitireceklerdir ve yerlerini aslında yeni arzular doldurmayacaktır aksine artık insan kendiyle baş başadır ve üretmesi gereken yeni bir itki ve döndürmesi gereken bir yaşam çarkı vardır. Tabi burada ili durumun zorluğunu bir hiyerarşiye sokmuyorum hatta böylesi bir sıralamaya tenezzül bile etmek büyük bir pişkinlik olurdu lütfen öyle anlaşıldıysa mazur görün
Umut bir yaşam itkisidir bu filmde umut bir büyüklük veya kendine güven anlatısından değil dipte olmaktan gelir. Fakir adam sürekli bir mücadele içindedir tutkusu olan insanlar gibi yaşam çarkları bu mücadele sonucu sürekli dönmektedir onları bu dünyaya böyle sıkı sıkıya bağlayan şey ancak budur. Materyal kondisyonlarla olan baskıya karşı sürekli bir mukavemet. Bu filmde baskıyı bir kişinin iradesinin ve isteklerinin dış etmenlerle sınırlandırılması olarak kabul edebiliriz. Bu bağlamda bisiklet sahnesi dikkat çekmektedir tabi bu sahnede karekter olarak baba muhtemelen öyle bir düşünce de olmasa da -gerçi bir düşünceye sahip olmak bilinçli bir eylem olsa da ona uygun davranmak bilinçsiz olarakta vuku bulabilir- çocuğun günleri bisiklet süren çocuklara bakarak geçirmesi ve o baktığı bisikletleri arzulaması bir baskı sonucu derinleşmektedir baba burada o sınırı kaldırmaya ve arzuyu yok etmeye çalışır. Filmde adı anılan ürünler büyük zevk nesneleri ve pahalı hatta bahsedilişiyle hayata geçirilişleri benzer olacaksa doyumsuzca denebilecek cinstendir oysa gerçeğe geçince bu nesneler bir süre sonra iradi bir sınırla ayrılmadığı için arzunun nesnesi olma niteliğini yitireceklerdir ve yerlerini aslında yeni arzular doldurmayacaktır aksine artık insan kendiyle baş başadır ve üretmesi gereken yeni bir itki ve döndürmesi gereken bir yaşam çarkı vardır. Tabi burada ili durumun zorluğunu bir hiyerarşiye sokmuyorum hatta böylesi bir sıralamaya tenezzül bile etmek büyük bir pişkinlik olurdu lütfen öyle anlaşıldıysa mazur görün
abdu
4.0★ · 05/22/25

J’ai pas tout saisi..
J’ai pas tout saisi..
gülsüm zeyli
9.3★ · 11/11/24

100 dakika boyunca yılmaz abi önüne çıkanı dövüyo
100 dakika boyunca yılmaz abi önüne çıkanı dövüyo
duru
7.0★ · 04/04/26
