Nefret ediyorum, kendi düşünceleri ile tanrıyı bulması gereken çocuklara dinin bu şekilde dayatılmasından nefret ediyorum.
Eğer ki insanın fıtratında tanrıyı bulmak varsa bu telaş neden, **neden ya bu telaş?
*Neden herkes daha kendini bulamamış çocukların tanrıyı bulması için bu kadar aceleci, ne de olsa onun fıtratında yok mu? Erken ya da geç, bir gün (fıtratında varsa)* o tanrıyı bulur ve eğer herhangi bir dayatma olmadan kendisi bulabilirse sizin zorla dayattığınız o tanrı düşüncesinden daha kuvvetli olur kendi düşüncesi.
Ayrıca bu insanlar çocuklara tanrıyı öğretmiyorlar ki, sadece korkmayı öğretiyorlar. Ya ben daha küçükken bana cehennemde kaynar sular ile yıkanacağımız derimiz tahriş oldukça tekrar tekrar yenileneceği ve zorla irin ile kaynar su tüketiceğimiz söyledi. Sizce bu söylemleri duyan birisi tanrının varlığına ve birliğine inandığı için mi iman eder yoksa korktuğu için mi. Çocuklara tanrıdan korkmayı değil, mükemmel bir düzene sahip evreni yarattığı için minnet duyulmasını öğretmeli insan, aslında öğretmemeli insan sadece azıcık yardım ile yol gösterici olmalı ama maalesef ki şuanın Türkiyesinde bu mümkün değil o yüzden çocukları korkutarak değil kusursuz düzene minnet ederek tanrıyı öğretmeliler bence.
Kendisinin sözde tanırsına ulaştığını düşünen Ahmetin babası (eşine ve çocuğuna kötü davranıyor tanrıya iman eden bir kişinin böyle davranışlardan kaçınması lazım çünkü tanrıya inanıyorsa ahiret gününde günahları yüzünden gidebileceği cehennemede inanıyordur) kendisinin yaşadığı şeyleri oğlununda yaşamasını istiyor ama bir sorun var ikisi aynı kişi değil. Farklı bedenler içindeki birbirinden çok farklı 2 zihniyetin aynı düşüncede birleşmesi biraz zor hemde işin içinde zorlama varsa imkansız gibi birşey.
Ve Ahmetin söylediği gibi; tanrı seninle konuştuğu gibi benimle konuşmuyor.
Babasında aradığı onayı, okuldaki kız arkadaşında aradığı sevgiyi Hakanda buluyor Ahmet. Buluyor bulmasına ama öyle karmaşık duygular var ki kalplerinde, ne yaşadıklarını onlar bile bilmiyor.
Bence bu bir sevgidir filmin yönetmeni her ne kadar abi-kardeş ilişkisi olduğunu savunsada, filmde yaşananlar kesinlikle bu çizgiden çok ama çok uzakta.
Birbirlerine olan derin bakışlar, paylaşılan gizli anlar ve o karanlıklar içinde sadece birbirlerinin varlığıyla nefes almaları...
Yaşadıkları herşey insanın en temel ihtiyacı olan "birine ait olma ve anlaşılma" duygusunun en saf, ve bir o kadar da hüzünlü hali olabilir.
Ahmetin derdinin devasını Hakanda bulmasının en büyük nedeni ailesinden yabancılaştırılması bence, yurttakiler tarafından onay almak isteyen Ahmetin babası Ahmeti kurban ediyor. Seküler ve dini bir hayat içinde arafta kalan Ahmet kendi kutsalını Hakanda buluyor.
Ah Ahmet hep bir kalıp içine girip o kalıptan çıkmaman beklendi; cehennem ile korkutuldun, yurtta kaldığın için okulda dışlandın. Herkesin bir yerlere ittiği bu çocuk nasıl ayakta dursun?
Çocuklara köstek değil destek olmanız gerektiğini ne zaman öğreneceksiniz?
Ne zaman öğrenirsiniz bilmem ama biliyorum ki öğrendiğinizde herşey için çok geç olucak. Yakın zamanda çok geç olduğunu gördük; çocukların okul kıyafetine ya da kulaklarındaki küpeye karışmak yerine okullarda geçmişten bugüne sürekli bir güvenlik tedbiri alınsaydı çok acı şekilde hayattan koparılan, gençliğinin baharında olan çocuklar diyeceğim ama daha genç bile değillerdi çocuklardı, minik çocuklardı; onlar yarın ellerinde bayraklar ile canımız Atatürk'ümüzün çocuklara armağan ettiği bayramımız 23 Nisan'ı kutluyor olacaklardı.
Nefret ediyorum, kendi düşünceleri ile tanrıyı bulması gereken çocuklara dinin bu şekilde dayatılmasından nefret ediyorum.
Eğer ki insanın fıtratında tanrıyı bulmak varsa bu telaş neden, **neden ya bu telaş?
*Neden herkes daha kendini bulamamış çocukların tanrıyı bulması için bu kadar aceleci, ne de olsa onun fıtratında yok mu? Erken ya da geç, bir gün (fıtratında varsa)* o tanrıyı bulur ve eğer herhangi bir dayatma olmadan kendisi bulabilirse sizin zorla dayattığınız o tanrı düşüncesinden daha kuvvetli olur kendi düşüncesi.
Ayrıca bu insanlar çocuklara tanrıyı öğretmiyorlar ki, sadece korkmayı öğretiyorlar. Ya ben daha küçükken bana cehennemde kaynar sular ile yıkanacağımız derimiz tahriş oldukça tekrar tekrar yenileneceği ve zorla irin ile kaynar su tüketiceğimiz söyledi. Sizce bu söylemleri duyan birisi tanrının varlığına ve birliğine inandığı için mi iman eder yoksa korktuğu için mi. Çocuklara tanrıdan korkmayı değil, mükemmel bir düzene sahip evreni yarattığı için minnet duyulmasını öğretmeli insan, aslında öğretmemeli insan sadece azıcık yardım ile yol gösterici olmalı ama maalesef ki şuanın Türkiyesinde bu mümkün değil o yüzden çocukları korkutarak değil kusursuz düzene minnet ederek tanrıyı öğretmeliler bence.
Kendisinin sözde tanırsına ulaştığını düşünen Ahmetin babası (eşine ve çocuğuna kötü davranıyor tanrıya iman eden bir kişinin böyle davranışlardan kaçınması lazım çünkü tanrıya inanıyorsa ahiret gününde günahları yüzünden gidebileceği cehennemede inanıyordur) kendisinin yaşadığı şeyleri oğlununda yaşamasını istiyor ama bir sorun var ikisi aynı kişi değil. Farklı bedenler içindeki birbirinden çok farklı 2 zihniyetin aynı düşüncede birleşmesi biraz zor hemde işin içinde zorlama varsa imkansız gibi birşey.
Ve Ahmetin söylediği gibi; tanrı seninle konuştuğu gibi benimle konuşmuyor.
Babasında aradığı onayı, okuldaki kız arkadaşında aradığı sevgiyi Hakanda buluyor Ahmet. Buluyor bulmasına ama öyle karmaşık duygular var ki kalplerinde, ne yaşadıklarını onlar bile bilmiyor.
Bence bu bir sevgidir filmin yönetmeni her ne kadar abi-kardeş ilişkisi olduğunu savunsada, filmde yaşananlar kesinlikle bu çizgiden çok ama çok uzakta.
Birbirlerine olan derin bakışlar, paylaşılan gizli anlar ve o karanlıklar içinde sadece birbirlerinin varlığıyla nefes almaları...
Yaşadıkları herşey insanın en temel ihtiyacı olan "birine ait olma ve anlaşılma" duygusunun en saf, ve bir o kadar da hüzünlü hali olabilir.
Ahmetin derdinin devasını Hakanda bulmasının en büyük nedeni ailesinden yabancılaştırılması bence, yurttakiler tarafından onay almak isteyen Ahmetin babası Ahmeti kurban ediyor. Seküler ve dini bir hayat içinde arafta kalan Ahmet kendi kutsalını Hakanda buluyor.
Ah Ahmet hep bir kalıp içine girip o kalıptan çıkmaman beklendi; cehennem ile korkutuldun, yurtta kaldığın için okulda dışlandın. Herkesin bir yerlere ittiği bu çocuk nasıl ayakta dursun?
Çocuklara köstek değil destek olmanız gerektiğini ne zaman öğreneceksiniz?
Ne zaman öğrenirsiniz bilmem ama biliyorum ki öğrendiğinizde herşey için çok geç olucak. Yakın zamanda çok geç olduğunu gördük; çocukların okul kıyafetine ya da kulaklarındaki küpeye karışmak yerine okullarda geçmişten bugüne sürekli bir güvenlik tedbiri alınsaydı çok acı şekilde hayattan koparılan, gençliğinin baharında olan çocuklar diyeceğim ama daha genç bile değillerdi çocuklardı, minik çocuklardı; onlar yarın ellerinde bayraklar ile canımız Atatürk'ümüzün çocuklara armağan ettiği bayramımız 23 Nisan'ı kutluyor olacaklardı.