Ve son, final bölümü yayınlandı.
Her güzel şeyin bir sonu vardır demişler.
Öncelikle bu mükemmel diziyi kesfetmemi sağlayan
@sevda ablama çok ama çok teşekkür ederim sayesinde bana bir çok şey katan bir dizi ile tanışmış oldum.
Dizinin ilk bölümü izlediğim an 5 yıldız vereceğimi biliyordum, dizi nasıl mıydı?
Bana sfu izlermiş gibi hissettirdi biraz çünkü hayatın içindendi hoplamalı zıplamalı bir konusu yoktu belki ama insanın yüreğini işliyordu.
Dizide ki oyuncular ayrı bir olay zaten başrol erkek oyuncu o kadar iyi ki anlatamam kendisinin
Dp adında bir dizisi var o dizi de bu dizi gibi çok şey hissettiriyor insana.
Başrol kadın oyuncuda mükemmeldi kendisini izlemeyi çok seviyorum çok naif birisi bence, izlerken huzur buluyorum.
Bu çift belki diğer dizilerdeki gibi gözümüze sokularak bir aşk yaşamıyor ama gördüğüm en derin aşklardan bir tanesini yaşıyor.
Neden mi? Çünkü birbirlerini anlıyorlar, onların birbirlerini anladığını sizde anlıyorsunuz ve bu size olmasi gereken aşkı gösteriyor.
Aslında, ben aşkın bir süre sonra yok olduğunu düşünüyorum çünkü bu bir tutkudur bir ateştir sonsuza kadar yanamaz ama sönünce de yok olmaz dönüşür, neye mi dönüşür? Sevgiye, koşulsuz sevgiye. Karşındakinin varlığı bile zevk verir sana, seni yaşama bağlar onun için; onu mutlu etmek için yaşarsın.
Dizide geçen repliklerden biri şu şekilde;
Keşke hayatımın tamamını seni izleyerek geçirebilsem. Güzel birşeyler yapmasan bile şimdi olduğu gibi hep güldürücü bir yanın var. Ateş çukuruna düşsen bile yine güldürürsün. Depresif hikayeler, üzücü hikayeler, trajik hikayeler... Her şeyi komediye çevirmeni izlemeye devam etmek istiyorum.
Ateş çukuruna düşsen bile yine güldürürsün; sen cayır cayır yanarken, ben yandım onlar da yansın demek yerine karşındakini mutlu etmek. Bir insanın yapabileceği en büyük iyiliklerden.
Dizide bir saat takıyorlar bu duygu durumlarını gösteriyor, başrol erkeğin saatinde açlık duygusu çıktığı zaman yemek yiyor ama duygu durumu düzelmiyor çünkü aç olduğu şey yemek değil sevgi, bu dizide beni en çok etkileyen şey bu olabilir.
Ayrıca hem erkeğin hemde kadının saatinde açıklanamayan, karşılığı olmayan bir duygu var.
İkisi de bu duyguyu farklı olaylar ile yaşıyor bu durumdan şunu çıkardım bazen
sen beni anlayamazsın beni anlamak için ben olmak gerekir deriz ya belkide gerekmez birinin bizi anlaması icin biz olması gerekmez, sadece ufak bir empati ile nice büyük dertler deva bulabilir; ama her zaman ki gibi emek olmadan yemek olmaz çabalamak gerekir anlamak zor olsada karşıdaki çabalarsa, çabası karşısindakine anlaşılmaya deger bir insan olduğunu hissettirir ve bu cok ozel bir sey bence.
Başrol erkeğin yaşadığı bir olay ile bende karşı karşıya kalmıştım, bir gün okuldan geldim ve onu bu şekilde gördüm belki dizideki kadar ciddi değildi onunkisi, belki onu başrolün abisini sevdigi kadar sevmiyordum ama insan etkileniyor.
Ve başrolu biraz anliyorum, hissetigim seyin bana olan etkisini dusununce onun bu kocaman sevgisi ile harmanlanan bu duygunun ona olan etkisinin inanılmaz derecede yikici oldugunu farkettim.
Oyleydi iste seviyorum bu diziyi cok sey hakkında konusulabilir, ayrica kore dizisi diyip otekilestirilecek bir dizide degil
when life gives you tangerines gibi geniş kitlelerce izlenmesi gerektigini dusunuyorum. Umarim farkedilir ve deger görür.
Bu diziyi izlerken yaninda bir suru sey izledigim icin onceden deginmek istedigim ama suan unuttugum bir suru konu var, b12 eksiligim kahrediyor ama olsun cok bile konustum bence.
Ah birde basrol kadinin basrol erkege sarildigi bir sahne var, hayatimda gordugum en icten sarilmalardan bir tanesi, yikilan insanı ayaga kaldirir bastan yaratir o derece.
Yorumumu dizideki abinin şiiri ile bitirmek istiyorum.
**İlkbahar her zaman bekler,
ilk karın yağmasını bekler,
sonbahar havasını bekler,
her mevsimi bekler,
ama her şey şuandadır;
ilkbahar, yaz, sonbahar, kış.
Her şey şuandadır.**
Beklerken geçip giden, bir daha geri getiremeyeceğimiz anların değerini anlamamız dileğiyle...