Ben insanların dram filmlerine karşı beklentisini anlamıyorum evet bende filmlerin insanları ağlatmak için sürekli önümüze birşeyler sürdüğünün farkındayım ama adı üstünde dram o yüzden çok rahatsız olmuyorum ve bu filmde gayet güzeldi bence, ayrıca üzerinde konuşmak istediğim bir film.
Filmin ana konusundan bağımsız beni rahatsız eden bir sahne vardı Can'ın babasının sınıfa girdiği sahnenin başlangıcında öğretmenleri
? şöyle birşey söylüyordu:
'ayrıca çocukların kılık kıyafetine lütfen dikkat edin ya şortla mortla okula geliyorlar, hele kız çocukları giydiriyorlar daracık taytları valla ben bakınca utanıyorum yani'
ben bunu duyduğumda kulaklarıma inanamadım asıl ben öğretmeninin düşüncesini duyduğumda utandım.
Sen kimsin, kendine nasıl bir hak görüp insanların kıyafetine karışabilirsin bir kıyafet nasıl insanın eğitimine mana olabilir?
Öğrencilerin kıyafetinin eğitime mana olmasından çok bir öğretmen olarak o bireyin kızların giydiği taytlara bakıp birde çok normalmiş gibi o kızların ailelerine nasıl bu durumdan yakınmasına şaşırdım, şaşırmaktan çok delirdim aslında ekranın başında kendimi yedim böyle bir sahne nasıl var olabilir diye.
2. en çok şaşırdığım şey bu sahnenin 5 saniye sürüp anında bitmesi herhangi bir veliden tepki gelmemesi, filmin devamında öğretmen hakkında bir işlem yapılmasını beklerdim. Hala aklım almıyor minicik kızların giydiği tayt seni hangi konuda alakadar ve rahatsız edebilir?
Evet film güzeldi ama keşke bu kısmı olmasaydı çünkü bu konuda bir tepki gösterilmemesi bu durumun her zaman yaşanan bir olay olarak sıradanlaştırıyorlarmış gibi bir hava vermiş, umarım ki öyle bir amaçları yoktur.
Filmin asıl konusundan bahsedicek olursak, çocuğunun mutluluğu için elinden geleni hatta ondan daha iyisini yapmak için sürekli çabalayan bir babayı izliyoruz. Hayat bize her zaman güzel şeyler sunmaz ama bizi diğer canlılardan ayıran bir özelliğimiz var ve o özellikle hayatın acı gerçeğini tatlı küçük yalanlar ile süsleyebiliriz.
Ah evet o
'hayal gücü'; ne kadar inanılmaz değil mi, aslında var olmayan şeyleri varmışcasına aklımızda canlandırabiliyoruz hatta bazen bu durumu o kadar ileriye götürüyoruz ki o hayaller içinde yaşamaya başlıyoruz.
Gün içinde ne zaman yorulsam ya da sıkılsam hayal gücüm kurtarıcım olur, bu anlarda genel sınıftaki sıramda bir elimi sıraya bir elimi çenemin altına koyar öğretmen ders anlatırken kendi hayal dünyalarımın birinden bir diğerine gezerim.
Bu filmde de babanın süper gücü değil
hayal gücü var hayat ona ne kadar zıt giderse gitsin o her yeri bir cennetmiş gibi şekillendiriyor, olumsuz şeyleri dışına vurup etrafına zehir saçmak yerine kalbinde saklıyor onları ve çevresine sadece pozitif enerji saçıyor neden mi? Çünkü onun çok büyük bir hayranı var
oğlu ve o oğlunun kendisinin her söylediğine inanıp kendi hayal gücüyle büyülendiğinin farkında bu yüzden asla pes etmiyor. Eğer onun gibi bir ağaç yıkılırsa yine onun dallarında şekillenen meyve de yıkıntıların içinde çürüyüp gitmez mi?
Kısacası hayal gücü ile var olmuş bir kahramanın pelerininin altında yaşatılmaya çalışan bir çocuğu izliyoruz.