Hastalıkta sağlıkta iyi günde kötü günde birlikte olmaya söz verdiğin insan bir anda sağ yanından ayrılıp gidiyor, ne yapacağını bilemiyor insan onun gittiği gün evin hiç olmadığı kadar kalabalık oluyor ama senin o sağ yanını dolduramıyor kimse.
Her insan evlendiği insanı çok sevmiyor bence bazen sadece yalnız kalmak istemedikleri için katlanıyorlar birbirlerine yanında tek bir nefes sesi olsun diye.
Yakın zamanda eşi ölen bir akrabamız şöyle demişti "O varken oturur sohbet ederdik, o bana ben ona anlatırdım şimdi yalnız kalmamak için şu televizyonu açıyorum sabahtan akşama kadar onunla konuşuyorum" o kadar duygulu söylemişti ki içim sızlamıştı, yalnız kalmak ya da evde kimsenin olmaması şuan bana zevk veriyor ama bende o yaşlara geldiğimde bu durumla karşı karşıya kalırsam nasıl tepki veririm bilemiyorum. Dedem de kaç zamandır hasta babannem bakıyor ona babamlar artık dedemden çok babannem için endişe ediyorlar babama birşey olsa annem ne yapar diye..
Evlendiğimiz insan bir süre sonra bizim herşeyimiz olur çünkü dışarıda ki kimsenin bizim hakkımızda bilmediği herşeyi bilir ve herşeyi onunla konuşabiliriz.
Ya tabiki filmdeki Sultan ablanın eşi bu anlattıklarım gibi değilmiş ama zaten Sultan ablanın en büyük yakarışı bir nefes sesiydi o yeni bir eş istemiyordu aslında, yalnız kalmak istemiyordu.
Fakat Sultan ablanın bu yakarışına karşı çıktı çocukları neden mi? Nedeni mi var ya bu ülkede ağzı kapanmayan birileri yüzünden, evet evet onlar. 'Elalem'
El: Arapça'daki belirsizlik takısı veya "halk" anlamındaki ehl ile karıştırılsa da, buradaki "el" aslında "el" (yabancı, başkası) anlamındaki Türkçe kelime ile Arapça kökenli âlem kelimesinin bir halk ağzı sentezidir.
Âlem: Arapça kökenli olup "dünya, kainat, herkes" anlamlarına gelir.
Yani köküne indiğimizde bize yabancı kimselerdir bu elalem, neden bu kadar umrumuzdaki elalem ne derse desin onlar seni senden daha iyi bilemez kimse senin doğrunun yanlışının ne olduğunu bilemez.
Sultan abla her zaman başını dik tuttu kendisi ile inatlaşan herkesle daha da inatlaştı, oğlunun kızının en çokta elalemin sözlerini hiç umursamadı.
Kendi benliğini buldu, herkes bu yaştan sonra olur mu dedi ama o oldurdu sonuçta yaş değil baş önemli, aklında ne varsa onu ne kadar istersen onun için çaba sarf edersen elbet bir gün senin olur.
Son olarak Reyhan'dan bahsetmek istiyorum, babası Reyhan'ın okuması ile gurur duyup herkese kızının anlatırmış.
Ama gelin görün ki mirasının 3te 2sini oğluna 3te 1ni ise Reyhan'a bırakmış.
Olay aslında para ya da pul değil, önemsenmek bence. Bu durumda kalsaydım, elimdeki mirasın değil karşımdaki kişinin gözündeki değerimin azlığı beni üzerdi.
Tabii elaleme göre Reyhanın babası insaflı adammış kız kısmına miras bırakmış? Reyhan hakkını savunduğu için, annesi pazarcılık yaptığı için rahmetli mezarında ters dönecekmiş.
Bu insanlar ne kadar nefret ediyor kadınlardan özellikle kendileri hicbirsey başaramamış insanlar kendi haklarını savunabilen, ellerinden her iş gelen insanlardan nefret ediyor.
Şuan bile bu miras meselelerinde erkekler daha fazla pay alıyor neden mi?
Çünkü onların bakmakla yükümlü oldukları eşleri ve çocukları olacakmış, daha evlenmemiş evlenip evlenmeyecegi kesin olamayan kişiler hakkında bile ne kolay gelecek planları kuruyorlar valla insan şaşıyor.
Kızlar ise kendilerine bakacak eşleri olduğu için az pay alırmış? Bir kadının evlenip evlenmeyecegini o evliliginde esinin ona bakacağından ne kadar eminler.
Evlilikte tüm yük erkekte olmaz zaten, para kazanılır ve o para herkesin parasıdır birisi faturayı öder birisi pazarlık görür ya da evin bir ihtiyacını görür. Eğer bir evde senin paran benim param lafı dönüyorsa geçmiş olsun o artık bir evlilik değil ticaret gemisidir.
Hastalıkta sağlıkta iyi günde kötü günde birlikte olmaya söz verdiğin insan bir anda sağ yanından ayrılıp gidiyor, ne yapacağını bilemiyor insan onun gittiği gün evin hiç olmadığı kadar kalabalık oluyor ama senin o sağ yanını dolduramıyor kimse.
Her insan evlendiği insanı çok sevmiyor bence bazen sadece yalnız kalmak istemedikleri için katlanıyorlar birbirlerine yanında tek bir nefes sesi olsun diye.
Yakın zamanda eşi ölen bir akrabamız şöyle demişti "O varken oturur sohbet ederdik, o bana ben ona anlatırdım şimdi yalnız kalmamak için şu televizyonu açıyorum sabahtan akşama kadar onunla konuşuyorum" o kadar duygulu söylemişti ki içim sızlamıştı, yalnız kalmak ya da evde kimsenin olmaması şuan bana zevk veriyor ama bende o yaşlara geldiğimde bu durumla karşı karşıya kalırsam nasıl tepki veririm bilemiyorum. Dedem de kaç zamandır hasta babannem bakıyor ona babamlar artık dedemden çok babannem için endişe ediyorlar babama birşey olsa annem ne yapar diye..
Evlendiğimiz insan bir süre sonra bizim herşeyimiz olur çünkü dışarıda ki kimsenin bizim hakkımızda bilmediği herşeyi bilir ve herşeyi onunla konuşabiliriz.
Ya tabiki filmdeki Sultan ablanın eşi bu anlattıklarım gibi değilmiş ama zaten Sultan ablanın en büyük yakarışı bir nefes sesiydi o yeni bir eş istemiyordu aslında, yalnız kalmak istemiyordu.
Fakat Sultan ablanın bu yakarışına karşı çıktı çocukları neden mi? Nedeni mi var ya bu ülkede ağzı kapanmayan birileri yüzünden, evet evet onlar. 'Elalem'
El: Arapça'daki belirsizlik takısı veya "halk" anlamındaki ehl ile karıştırılsa da, buradaki "el" aslında "el" (yabancı, başkası) anlamındaki Türkçe kelime ile Arapça kökenli âlem kelimesinin bir halk ağzı sentezidir.
Âlem: Arapça kökenli olup "dünya, kainat, herkes" anlamlarına gelir.
Yani köküne indiğimizde bize yabancı kimselerdir bu elalem, neden bu kadar umrumuzdaki elalem ne derse desin onlar seni senden daha iyi bilemez kimse senin doğrunun yanlışının ne olduğunu bilemez.
Sultan abla her zaman başını dik tuttu kendisi ile inatlaşan herkesle daha da inatlaştı, oğlunun kızının en çokta elalemin sözlerini hiç umursamadı.
Kendi benliğini buldu, herkes bu yaştan sonra olur mu dedi ama o oldurdu sonuçta yaş değil baş önemli, aklında ne varsa onu ne kadar istersen onun için çaba sarf edersen elbet bir gün senin olur.
Son olarak Reyhan'dan bahsetmek istiyorum, babası Reyhan'ın okuması ile gurur duyup herkese kızının anlatırmış.
Ama gelin görün ki mirasının 3te 2sini oğluna 3te 1ni ise Reyhan'a bırakmış.
Olay aslında para ya da pul değil, önemsenmek bence. Bu durumda kalsaydım, elimdeki mirasın değil karşımdaki kişinin gözündeki değerimin azlığı beni üzerdi.
Tabii elaleme göre Reyhanın babası insaflı adammış kız kısmına miras bırakmış? Reyhan hakkını savunduğu için, annesi pazarcılık yaptığı için rahmetli mezarında ters dönecekmiş.
Bu insanlar ne kadar nefret ediyor kadınlardan özellikle kendileri hicbirsey başaramamış insanlar kendi haklarını savunabilen, ellerinden her iş gelen insanlardan nefret ediyor.
Şuan bile bu miras meselelerinde erkekler daha fazla pay alıyor neden mi?
Çünkü onların bakmakla yükümlü oldukları eşleri ve çocukları olacakmış, daha evlenmemiş evlenip evlenmeyecegi kesin olamayan kişiler hakkında bile ne kolay gelecek planları kuruyorlar valla insan şaşıyor.
Kızlar ise kendilerine bakacak eşleri olduğu için az pay alırmış? Bir kadının evlenip evlenmeyecegini o evliliginde esinin ona bakacağından ne kadar eminler.
Evlilikte tüm yük erkekte olmaz zaten, para kazanılır ve o para herkesin parasıdır birisi faturayı öder birisi pazarlık görür ya da evin bir ihtiyacını görür. Eğer bir evde senin paran benim param lafı dönüyorsa geçmiş olsun o artık bir evlilik değil ticaret gemisidir.