**"Önce biraz geçer, sonra yine acır."
**
14 yaşındaki bir kız "Hayat" neredeyse yapayalnız İstanbul'un sularında hayatına bir yol bulmaya çalışıyor. Sessiz sedasız biniyor bir kayığa. Sessiz sedasız geçiyor gün batımlarını. Ara sıra mırıldanıyor, şarkıyı söylemeye cesareti yok. Sessiz sedasız varıyor eski bir kulübeye. Bütün hayat bu gidiş gelişlerde. Ara sıra okula gidiyor, ara sıra öz annesinin evine, ara sıra dükkana... Sessiz sedasız varıyor eski bir kulübeye.
Hayat'ın kırgın bir babası var. Büyük gemilerin gölgesi düşüyor küçük kayığına. Bu büyük gemilere hayat kadınlarını taşıyor. Welcome to Istanbul diyor. Sonra... 50 lira diyor, saati 50 lira. Gizli de bir aşkı var. Her
gün dayanır kapısına. Bazen... Kızını okula götürüp okuldan getiriyor. Bazen almıyor küçük kulübeye, teyzeye git diyor. İçki var, kadınlar var, müşteriler var evde. Hayat görsün istemiyor.
Yaşlı bir dedesi var. Öldü ölecek. Para veriyor torununa. Sigara al diyor, bir küçük rakı. Kalan para senin olsun, diyor. Kaşığını yatağına vuruyor. Yemek istiyor, ekmek istiyor, para istiyor, Hayat çikolata yiyecek onu bile istiyor, istiyor da istiyor. Hayat öyle sıkılıyor, öyle sıkılıyor ki kapıyı kilitliyor.
Bir annesi var. Hayat yanına geliyor. Bazen. Annesi bolca bir kıyafet veriyor, seneye de giyersin. Saçlarını keselim diyor, seneye gene uzar. Hayat seneye neler olacağını kestiremiyor.
Üvey bir babası var. Polis. Kendi patriarkasında yaşıyor. Bacaklarını ört diyor Hayat'a. Ayıp çünkü. Manita mı yapacaksın, kızları mı kovalayacaksın diyor küçücük bebeğe. Adet çünkü. Hayat örtünüyor bacaklarını, patlamak üzere olan bir silah hayal ediyor.
Bir teyze var. Tavşanım diyor Hayat'a. Tavşanım nerdesin? Hayat saklanıyor. Garip geliyor Hayat'a sevgi. Tavşanım, diyor teyze. Bir merhem sürdüm. Önce biraz geçer. Sonra yine acır.
Bir kadın var. Bilirsin, hayat kadını. Kırmızı bir ruj veriyor Hayat'a. Hadi gene iyiyim, ucuzunu seçtin diyor. Hadi gene iyisin, bütün işleri bizden çalacaksın diyor. Hayat'a...
Bir çocuk var. Serserinin teki... Sarı-laciverte boyamış yüzünü. Hayat'ın mırıldanamadığı şarkıları söylüyor yüzüne.
Bazılarına ise burada yer yok...
Ama...
Bir Hayat var. Neredeyse yapayalnız... Şarkılar mırıldanıyor tek başına. Hindiler susmak bilmiyor, kovalıyor onları, tekmeliyor. Sessizliğe ihtiyacı var kendi şarkılarına yer verecek.
Bir Hayat var. Gülümsüyor. Küçücük bir kayıkta yanında bir serseriyle... Kocaman gemileri, adeta bütün İstanbul'u taşlıyorlar.
Uzaktan bir şarkı sesi geliyor.
**"Önce biraz geçer, sonra yine acır."
**
14 yaşındaki bir kız "Hayat" neredeyse yapayalnız İstanbul'un sularında hayatına bir yol bulmaya çalışıyor. Sessiz sedasız biniyor bir kayığa. Sessiz sedasız geçiyor gün batımlarını. Ara sıra mırıldanıyor, şarkıyı söylemeye cesareti yok. Sessiz sedasız varıyor eski bir kulübeye. Bütün hayat bu gidiş gelişlerde. Ara sıra okula gidiyor, ara sıra öz annesinin evine, ara sıra dükkana... Sessiz sedasız varıyor eski bir kulübeye.
Hayat'ın kırgın bir babası var. Büyük gemilerin gölgesi düşüyor küçük kayığına. Bu büyük gemilere hayat kadınlarını taşıyor. Welcome to Istanbul diyor. Sonra... 50 lira diyor, saati 50 lira. Gizli de bir aşkı var. Her
gün dayanır kapısına. Bazen... Kızını okula götürüp okuldan getiriyor. Bazen almıyor küçük kulübeye, teyzeye git diyor. İçki var, kadınlar var, müşteriler var evde. Hayat görsün istemiyor.
Yaşlı bir dedesi var. Öldü ölecek. Para veriyor torununa. Sigara al diyor, bir küçük rakı. Kalan para senin olsun, diyor. Kaşığını yatağına vuruyor. Yemek istiyor, ekmek istiyor, para istiyor, Hayat çikolata yiyecek onu bile istiyor, istiyor da istiyor. Hayat öyle sıkılıyor, öyle sıkılıyor ki kapıyı kilitliyor.
Bir annesi var. Hayat yanına geliyor. Bazen. Annesi bolca bir kıyafet veriyor, seneye de giyersin. Saçlarını keselim diyor, seneye gene uzar. Hayat seneye neler olacağını kestiremiyor.
Üvey bir babası var. Polis. Kendi patriarkasında yaşıyor. Bacaklarını ört diyor Hayat'a. Ayıp çünkü. Manita mı yapacaksın, kızları mı kovalayacaksın diyor küçücük bebeğe. Adet çünkü. Hayat örtünüyor bacaklarını, patlamak üzere olan bir silah hayal ediyor.
Bir teyze var. Tavşanım diyor Hayat'a. Tavşanım nerdesin? Hayat saklanıyor. Garip geliyor Hayat'a sevgi. Tavşanım, diyor teyze. Bir merhem sürdüm. Önce biraz geçer. Sonra yine acır.
Bir kadın var. Bilirsin, hayat kadını. Kırmızı bir ruj veriyor Hayat'a. Hadi gene iyiyim, ucuzunu seçtin diyor. Hadi gene iyisin, bütün işleri bizden çalacaksın diyor. Hayat'a...
Bir çocuk var. Serserinin teki... Sarı-laciverte boyamış yüzünü. Hayat'ın mırıldanamadığı şarkıları söylüyor yüzüne.
Bazılarına ise burada yer yok...
Ama...
Bir Hayat var. Neredeyse yapayalnız... Şarkılar mırıldanıyor tek başına. Hindiler susmak bilmiyor, kovalıyor onları, tekmeliyor. Sessizliğe ihtiyacı var kendi şarkılarına yer verecek.
Bir Hayat var. Gülümsüyor. Küçücük bir kayıkta yanında bir serseriyle... Kocaman gemileri, adeta bütün İstanbul'u taşlıyorlar.
Uzaktan bir şarkı sesi geliyor.